Adana ve Malatya olan son depremler bölgedeki sismik riskleri yeniden gündeme getirdi. Deprem Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, 6 Şubat depremlerinin ardından bölgede sismik enerjinin yerin derinliklerinde etkisini sürdürdüğünü belirtti. Bektaş’ın bu değerlendirmesi, 6 Şubat depremleri sonrasında bölgede yaşanan artçı ve çevre fay hareketliliğine yönelik yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı.
Prof. Dr. Osman Bektaş, yüzeyde saniyeler içinde büyük bir yıkıma yol açan 6 Şubat depremlerinin yeraltındaki sismik döngüsünün henüz tamamlanmadığına işaret etti.
Yerin derinliklerindeki devasa enerji hareketliliğinin devam ettiğine dikkati çeken Bektaş, "Yüzeydeki yıkım saniyeler sürdü ama sismik enerji yerin derinliklerindeki akışkan (viskoelastik) ortamda yayılmaya devam ediyor. Bu derin süreç, en az 10 yıl boyunca bölgedeki sismik faaliyetlerin asıl orkestra şefi olacak" ifadelerini kullandı.
Bektaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “6 ŞUBAT DEPREM ÇİFTİ HÂLÂ YERALTINDA CANLI! Yüzeydeki yıkım saniyeler sürdü ama sismik enerji yerin derinliklerindeki akışkan (viskoelastik) ortamda yayılmaya devam ediyor. Bu derin süreç, en az 10 yıl boyunca bölgedeki sismik faaliyetlerin asıl ORKESTRA ŞEFİ olacak. Adana ve Malatya’da peş peşe yaşanan son sarsıntılar da bu durumun doğrudan birer sonucudur.”
Prof. Dr. Osman Bektaş, GPS ve InSAR verilerine de işaret ederek, önümüzdeki yıllarda Malatya ve Adana baseni gibi çevre yapıların zamana bağlı olarak etkilenebileceğini belirtti. Bektaş, açıklamasının sonuç bölümünde şu değerlendirmeyi yaptı: “SONUÇ: GPS ve InSAR verileriyle de izlediğimiz bu 10 yıllık süreçte Malatya ve Adana baseni gibi çevre yapıları zamana bağlı olarak tetiklemeye devam edebilir. Afet yönetimi ve risk bu dinamik ‘orkestra şefine’ göre güncellenmelidir. Her büyüklükte deprem olabilir.”
Bektaş’ın açıklamasında öne çıkan başlık, afet yönetimi ve risk planlamasının bölgedeki devam eden sismik sürece göre yeniden ele alınması gerektiği oldu. Deprem Uzmanı Bektaş, yeraltındaki stres değişiminin yalnızca kısa vadeli artçı depremlerle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini vurgularken, Malatya ve Adana çevresindeki yapıların izlenmeye devam edilmesi gerektiğine dikkati çekti.