BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: "Darbelerin tamamına karşıyız"

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Büyük Birlik Partisi olarak siyasi geleneğimiz gereği ilkesel olarak darbelerin tamamına karşıyız; kim tarafından yapılırsa yapılsın ve kime karşı yapılırsa yapılsın" dedi.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici:
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A- A+ Paylaş

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Malatya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Birliğin ve Kardeşliğin Sofrası” iftar programına katıldı.

Destici, konuşmasının ilk bölümünde 12 Mart Muhtırası'na dikkati çekerek, “12 Mart Muhtırası’nın, 71 Muhtırası’nın yıl dönümü. Tabii biz Büyük Birlik Partisi olarak siyasi geleneğimiz gereği ilkesel olarak darbelerin tamamına karşıyız; kim tarafından yapılırsa yapılsın ve kime karşı yapılırsa yapılsın. 12 Mart Muhtırası da bir darbe girişimiydi, sivil siyasete bir müdahaleydi. Millî iradeye bir müdahaleydi. Bu sebeple; tıpkı 60 darbesini kınadığımız gibi, tıpkı 80 darbesini kınadığımız gibi, tıpkı 28 Şubat darbesini kınadığımız gibi, tıpkı 27 Nisan günü muhtırasını kınadığımız gibi, tıpkı 15 Temmuz darbesini kınadığımız gibi; 12 Mart Muhtırası’nı da bir kez daha kınıyoruz. Ve bundan sonra Türkiye’de demokrasi dışı yollara hiç kimsenin tevessül etmemesini; herkesin sandıktan çıkacak sonuca rıza göstererek millî iradeye ram olmasını bir kez de Malatya’dan, Turgut Özal’ın memleketinden haykırıyorum” ifadelerini kullandı.

Destici, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

“2023, 6 Şubat’ında ilimiz, diğer bölge illerimizle birlikte büyük bir deprem felaketi yaşadı. “Yüzyılın afeti” diye adlandırıldı. Kahramanmaraş, Pazarcık ve Elbistan merkezli bu depremler; Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman ve Malatya başta olmak üzere 11 ilimizi, 101 ilçemizi, bine yakın da köyümüzü adeta yıktı ve yerle bir etti. Öncelikle depremde hayatını kaybeden kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şâd olsun, mekânları cennet olsun. Yaralı, engellilik alan kardeşlerimize de hem Cenab-ı Hak’tan acil şifalar niyaz ediyorum hem de hayatta kolaylıklar diliyorum. Yakınlarını kaybedenlere de başsağlığı ve sabır niyaz ediyorum. Değerli vatandaşlarım, değerli kardeşlerim; bu zaman zarfı içerisinde üç yıldan biraz fazla bir zaman geçti. Elhamdülillah devletimiz; başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımız da adeta gecesini gündüzüne katarak, yerel yönetimlerimizle birlikte el ele vererek hummalı bir çalışma sonucunda; üç yıl tamamlanmadan 455 bin konut elhamdülillah teslim edildi. Emeği geçenlere, katkısı olanlara bir kez de sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar diyorum. İş yerleriyle ilgili, bugün kontrollerimizde, iş yeri ziyaretimizde, vatandaşlarımızla çeşitli ortamlarda buluştuğumuzda; iş yerleriyle ilgili bize birtakım serzenişlerde bulundular, birtakım şikâyetlerini ya da taleplerini dile getirdiler. Onların da hakkını teslim etmek gerekir. Elbette ki depremden önce hangi noktada, kaç metrekare dükkâna sahiplerse; yine o noktada ya da oraya en yakın noktada ve depremden öncekinden bir santim dahi eksik olmadan dükkânlarını talep etmeleri analarının ak sütü gibi helâldir ve eksiksiz bir şekilde verilmelidir. Bizim de önerimiz budur. Bu hadisenin de, bu meselenin de; sadece bunun değil, Malatya’dan tarafımıza iletilen deprem ve deprem sonrasıyla ilgili ya da şu an yaşanan birtakım hadiselerle ilgili ulaşan bütün taleplerin takipçisi olduğumuzu ve sonlandırana kadar da takipçisi olmaya devam edeceğimizi buradan ifade ediyor; Malatyalı tüm kardeşlerimize sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum.”

Malatya'nın depremden sonra yaşadığı nüfus kaybı ile birlikte tarım ve sanayisine de değinen Destici, “tabii depremle birlikte Malatya ciddi anlamda bir insan kaybı da yaşadı. Ölenlerle birlikte yüz binin üzerinde insanın Malatya’dan ayrıldığını biliyoruz. Hatta kaydı hâlâ Malatya’da bulunmasına rağmen Malatya dışında yaşayan on binlerce insanın varlığından da haberdarız. Bunların geri dönüşünü sağlamak, Malatya’yı daha da büyütmek; daha da güvenli, huzurlu ve insanların refah içinde yaşadığı bir şehre dönüştürmenin yolu; şehrin önde gelen isimleriyle istişare etmek, sivil toplum kuruluşlarıyla istişare etmek, onların fikir ve düşüncelerini almak; sanayicisini desteklemek, üreticisini desteklemek, çiftçisini desteklemek, eğitime ağırlık vermek, eksik sağlık sistemlerini tamamlayıp sağlığa ağırlık vermek... Velhasılı Malatya’yı tekrar daha güçlü bir şekilde ayağa kaldırıp bu coğrafyanın yıldızı yapmak gerekir diye düşünüyorum. Tabii üretim demişken; burada Malatya deyince Türkiye’de, hatta dünyanın pek çok noktasında ne akla gelir? Kayısı akla gelir. Maalesef geçtiğimiz yıl kayısı olmadı; çünkü don oldu, ağaçlarımız yandı. Aynı zamanda çiftçilik, kısmen de olsa meyvecilik de yapan kardeşiniz olarak bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum. Öncelikle inşallah bu yıl bereketli olsun. Ve Cenab-ı Hak bu ağaçlarımızı dondan, yanmadan koruyarak bereketli bir şekilde bol ürün verip çiftçilerimizi ve üreticilerimizin yüzünü güldürsün. Ama burada bir şey daha yapmak gerekir. Bence Malatya’nın tek üründe sabit kalması her zaman risktir. Onun için bence kayısının yanına yeni ürünler eklemek gerekir diye düşünüyorum. Bu coğrafyanın şartlarına, iklimine uygun olarak; soğuk vurmayacak, daha geç çiçek açacak ya da hangisi uygunsa artık... Buna mesela hünnap olabilir, başka bir şey olabilir. Bu; Tarım Bakanlığımızın, Tarım İl Müdürlüğümüzün, ziraat mühendislerimizin vereceği bir karardır. Tabii ki şehrin ileri gelenleri, yöneticileri ve dediğim gibi çiftçisiyle, sanayicisiyle, tüccarıyla, erkeğiyle, kadınıyla birlikte vereceği bir karardır. Ama mutlaka alternatif ekime de artık Malatya’nın; kayısıyı terk etmeden, kayısıyı muhafaza ederek, oraya da yönelmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama daha önemlisi; Malatya’da sanayiyi kalkındırmak lazım. Yeni organize sanayi bölgeleri inşa etmek lazım. Var olanları desteklemek lazım. Özellikle üç yılın sonunda, biliyorsunuz depremden dolayı sağlanan birtakım kolaylıklar kaldırıldı. Bence depremin etkileri hâlâ sürüyor. Hâlâ tam olarak deprem etkilerinden Malatya, Adıyaman, Hatay, Maraş kurtulabilmiş değil. Onun için bizim Büyük Birlik Partisi olarak teklifimiz; depremin etkisi sıfıra inene kadar bu desteklerin bu bölgeye devam etmesi, sağlanan kolaylıkların kaldırılmak yerine sürelerinin uzatılmasının daha doğru olacağını ifade ediyorum. Cenab-ı Hak bir daha ne Malatya’mıza, ne Hatay’ımıza, ne Maraş’ımıza, ne Adıyaman’ımıza; ülkemizin hiçbir iline, ilçesine, köyüne depremdir, seldir, yangındır, hiçbir doğal afet yaşatmasın. Cenab-ı Hak ülkemizi, milletimizi her türlü şerden ve beladan korusun ve muhafaza eylesin” ifadelerini kullandı. 

Başkan Destici, güneme ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yaşadığımız bu çağda eğer güçlü değilseniz, haklı olmanız bazen hiçbir şey ifade etmiyor. Onun için güçlü olmak zorundasınız. Birey olarak güçlü olmak zorundasınız. Aile olarak güçlü olmak zorundasınız. Millet olarak güçlü olmak zorundayız. Devlet olarak güçlü olmak zorundayız. Bakın, kim haklıydı? Filistin mi, İsrail mi; terörist İsrail mi? Tabii ki Filistin haklıydı ama soykırıma tabi tuttu. Kimse, tabiri caizse, bir şey yapabildi mi? Yapamadı. Benzeri geçmişte Irak’ta ABD yaptı. Rusya, Ukrayna’ya saldırdı. Şimdi de İran’a ABD ve İsrail saldırıyor. Haklı mı? Haksız. Uluslararası bir meşruiyeti var mı? Yok. Birleşmiş Milletler’in bir kararı var mı? Yok. Peki gerekçen ne? Neymiş? İran nükleer silah yapacakmış; hem de bir hafta içinde. Bak, yalana bak, yalancıya bak; al birini vur ötekine. Şimdi bir hafta içinde diyor. Yani yıllarca yapmamış, daha bir ay önce sen bombalamışsın ve on iki bombardıman uçağıyla hepsini imha ettik demişsin ama diyorsun ki şimdi, bir hafta içinde; biz bombalamazsak nükleer silah yapacak. Bu sadece bir bahane, bu gerekçe; başka bir şey yok. Efendim neymiş, İran’da halk ayaklanması olmuş, protestolar olmuş... Bunların hepsi bahane. Peki niyet ne? Niyet bir: Çin’e karşı bölgeyi, bölgenin hâkimiyetini kaybetmiyorlar. İki: İran’ın petrolü var, doğal gazı var; onlara el koymak. O Hürmüz Boğazı’ndan çıkan petrole ve doğal gaza el koymak. Ve daha da önemlisi üçüncüsü ne? Terörist İsrail’in güvenliğini sağlamak; ona karşı gelebilecek hiçbir güç bırakmamak. Tamamen niyet bu. Yine uluslararası hiçbir meşruiyet olmadan bu saldırılarını gerçekleştirdiler. Biz bunları kınıyoruz, bunları lanetliyoruz. Yüz yetmiş tane, yaşları beşle on iki arasında olan kız çocuğunu; attıkları bombalarla parça parça ederek öldürdüler. Bu insanlığın neresinden? Bunun hangi ahlaka sığar? Hangi din, hangi inanç, hangi mezhep, hangi öğreti buna müsaade eder ya da bunu kabul eder? İşte bu iki haydut, hiçbir inancın mensubu olamazlar. Hiçbir ahlaki değere sahip olamazlar. Hiçbir etik kurala sahip değiller. Zaten Epstein belgeleri bunların ahlaktan da inançtan da etikten de çok uzak yerlerde olduklarını bize çok açıkça gösterdi. Ama bir şey yapıldı mı? Yapılmadı. Halbuki mesele sadece Amerika’nın meselesi değil ki. Meselesi, uluslararası mesele. Çünkü sadece Epstein dosyasında Amerikalı yöneticiler yok; İngiltere’den var, Avrupa’dan var, başka dünya ülkelerinden var. Ama ne Birleşmiş Milletler ne Uluslararası Ceza Mahkemesi bunlara dönüp bakmadı bile, gündemine bile almadı. Onun için bir kere daha söylüyorum: Haklı olsanız bile güçlü değilseniz hiçbir önemi yok. Onun için Türkiye güçlü olmak zorunda. Türkiye gittikçe güçlenmektedir, her alanda; başta savunma sanayisi olmak üzere. Elhamdülillah bugün kendi İHA’larımızı, SİHA’larımızı kendimiz yapıyoruz. Kendi bombalarımızı kendimiz yapıyoruz. Kendi savaş gemilerimizi kendimiz yapıyoruz. Kendi savaş helikopterlerimizi kendimiz yapıyoruz. Kendi tanklarımızı kendimiz yapıyoruz ve kendi uçaklarımızı kendimiz yapıyoruz, elhamdülillah. İnşallah caydırıcılığının daha güçlü olması için elbette ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti de nükleer güce kavuşacak ve kavuşmalıdır. Mutlaka kavuşmalıdır. Çünkü şu gün dünyada tek caydırıcılık nükleer silahtır. Kuzey Kore’ye bir şey yapabiliyor mu? Pakistan’a yapabiliyor mu? Rusya’ya yapabiliyor mu? Neden? Onların ellerinde nükleer silah var. En fazlası da ABD’de var, Rusya’da var. Niye sende olan bir şey İslam ülkesinde olmasın? Onun için bunların tamamı bahane, kıymetli kardeşlerim.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.
DOLAR/TL 47,201 %0.07
EURO/TL 53,917 %0.02
ALTIN/GR 6.141,172 %1.02
BIST 100 14.070,98 %0.64
ALTIN/ONS 4.044,74 %0.91
BITCOIN 65.573,960 %1.32
DOLAR/TL (ser.) 47,150 %-0.04
EURO/TL (ser.) 53,750 %-0.19
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00
02:00