Atilla Kantarcı, Malatya'nın kültürü ve geçmişine yönelik önemli bir eseri daha kente kazandırdı. Malatya Girişim Grubu'nun katkılarıyla Beyan Yayınları tarafından yayımlanana ve gelecek nesillere kentin geçmişini en iyi şekilde anlatacak olan ‘Bir Zamanlar Malatya’ kitabı raflarda yerini aldı.
Kantarcı, eserle ilgili şu açıklamayı yaptı:
"Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için günümüzün en büyük tehlikelerinden biri kültür emperyalizmidir. Klasik anlamda kültür emperyalizmi; gelişmiş ülkelerin, az gelişmiş ya da gelişmekte olan toplumların kültürlerini tüketim alışkanlıkları, medya, basın-yayın ve özellikle kitle iletişim araçları üzerinden etkileyerek, zamanla yok etme sürecidir.
Peki kültür neden bu kadar önemlidir? Kültür değişirse ne olur? Kültürü değiştirmek isteyenler kimlerdir ve bunu hangi amaçla yaparlar? Bu soruların cevapları mutlaka verilmeli ve özellikle genç kuşaklara doğru bir şekilde anlatılmalıdır.
İnsan kültürü oluşturur; fakat kültür de insanı biçimlendirir. Bir insan için genetik faktör neyse, toplum için de kültür odur. Genetik yapı değiştiğinde insan nasıl değişiyorsa, kültür değiştirildiğinde de toplum değiştirilebilir. Milli kültür olmadan millet, millet olmadan da devlet var olamaz. Milli kültürünü kaybeden milletler ise tarih sahnesinden silinmeye mahkûmdur. Bunun tarihte sayısız örneği vardır.
Kültür emperyalizmi, milli kültürü hedef alan sinsi ve uzun soluklu bir savaştır. Türkiye, Tanzimat’tan bu yana bu saldırılara maruz kalan öncelikli ülkelerden biri olmuştur.
Malatya’nın geleceğini planlarken kültür, sanat ve gençlik başlıklarını birlikte ele almanın bir tercih değil, zorunluluk olduğunu düşünüyorum. Çünkü Malatya yalnızca yollarla, binalarla ve projelerle değil; kültürüyle, sanatıyla ve gençlerin bu alanlara anlamlı katkılarıyla yaşar ve gelişir.
Malatya; binlerce yıllık tarihi, zengin kültürel mirası ve güçlü toplumsal yapısıyla büyük bir birikime sahiptir. Ancak bu birikimin yalnızca korunması değil, çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde yenilenmesi ve genç kuşaklara aktarılması da hayati önemdedir. Kültür, sadece geçmişi hatırlamak değil; bugünü anlamak ve geleceği birlikte inşa etmektir.
Bu değerlendirmelerin ardından, kitapla ilgili birkaç hususu da sizlerle paylaşmak istiyorum.
6 Şubat’ta yalnızca binalarımız yıkılmadı. Bir kent, bir hafıza ve bir yaşam biçimi yıkıldı. Asıl kayıp sokaklarımızda yaşandı. Yankılanan sesler sustu; bir zamanlar kahkahaların yükseldiği meydanlarımız artık yok. Tanıdık yollar yabancılaştı, mihenk taşı olan yapılarımızın yerini modern binalar aldı. Doğduğumuz, büyüdüğümüz şehirde kendimizi misafir gibi hissetmeye başladık.
İşte o an, insan ruhu insanı nasıl sessizce terk ederse, şehrin ruhunun da sessizce bizi terk ettiğini hissettik. Tam da bu noktada devreye girmek gerektiğine inandım. Artık sıra biz Malatyalılardadır. Bu yeni binalara, bu yeni Malatya’ya eski Malatya’nın ruhunu üflemek zorundayız. Aksi halde bu şehirle aramızdaki aidiyet duygusu zayıflayacak, hatta tamamen yok olacaktır.
Çünkü bir şehri şehir yapan; içinde yaşayan insanların anıları, ilişkileri ve ortak yaşam kültürüdür."